Dr. Mehmet Akif İnce

Öğretmen / Eğitim Bilimci

Öğretmenliğe Brüksel’de bir lisede dil asistanı olarak başladım ve sonrasında ilkokuldan yükseköğretime her kademede çalıştım. Ayrıca 5 yıl Kuveyt’te yurtdışı görevde bulundum. Bu kapsamlı tecrübelerden sonra aşağıda detaylandırdığım akademik çalışmalara yöneldim. Şu an hem öğretmenliği hem de akademik çalışmaları bağımsız olarak yürütüyorum. Bu sayfada sizlerle eğitime dair yazılarımı paylaşacağım.

Akademik işlere giriş: Exeter/İngiltere

Lisansüstü çalışmalara öğretmenliğimin onuncu yılında, oldukça geç ve biraz da tesadüfen başladım. 2010 yılında İngiltere’de katıldığım bir Erasmus programı esnasında ziyaret ettiğim Exeter üniversitesinin çalışan öğretmenler için tasarladığı yarı zamanlı bir yüksek lisans programına denk geldim. Normalde 1 yıl süren program 3 yıla yayılmış ve dersler yoğunlaştırılmış olarak temmuz ayında; ödev ve sınavlar ise tamamen uzaktan ve yazma üzerine idi. Yani İngiltere’nin temmuz serinliğinde derslere katıl, diğer işler için yaz yaz gönder ve geri bildirim gelsin. Yazmayı seven bir introvert için biçilmiş kaftandı. Ayrıca hem öğretmenliğe ara vermek zorunda kalmayacak hem de çok daha önceden beri şu an saçma gelen bir istekle dilediğim gibi ‘yüksek lisans yapacaksam bunu İngiltere’de yapmalıyım’ bilmişliğini tatmin edecektim. Akademik olarak ilerlemek ise aklımın ucundan dahi geçmiyordu. Amacım çoğunlukla kişisel ve mesleki tatmindi: 3 yıl boyunca yazları İngiltere’de geçireyim, İngilizcemi geliştireyim/ispatlayayım, on yılın ardından mesleki olarak tazeleneyim…

Öte yandan burs imkânı olmayan bu programa katılmak bir MEB öğretmeni için oldukça pahalı bir istekti ve Kuveyt Türk Okuluna görevlendirilene kadar bu isteği zihnimin bir köşesinde sessizce bekletmek zorunda kaldım. Maalesef akademik yolculuklar çoğu zaman belli bir oranda tuzu kuruluk ya da kurumsal destek gerektiriyor. Diğer türlü bu işlerde sebat edenler gerçek birer ilmî kahraman olmalı. Benimki ne bir tuzu kuruluk durumu idi ne de harici bir maddi desteğe dayanıyordu, hele ilmî kahramanlık hiç değildi. Olsa olsa geçici maddi refah halini somut bir keyif yerine soyut bir keyfe vakfeden basit bir alternatif maaliyet hesabıydı. Sonuçta 3 yıl boyunca yazları İngiltere’de İngilizce(ciler) ile geçirecek, karşılığında Kuveyt’te 5 maaşla alınabilen BMW 730’umu eğitim harcı için gözden çıkaracaktım. Geriye dönüp baktığımda berbat bir finansal okuryazar olduğumu görebiliyorum. O yüzden kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir😊

Diğer birçok faydasının yanında Exeter’ın bana iki önemli katkısı oldu. Birincisi, akademik ilgi alanımın gerçekte ne olduğunu anladım. Exeter-Kuveyt ekseninde geçen o üç yıllık süreç, bakışımı sınıfın ötesindeki meselelere kaydırarak daha makro meseleleri araştırmaya yöneltti. Bu ilginin gelişmesinde Exeter’ın (ve tabii Kuveyt’in) dilsel ve kültürel çeşitliliği ile hocalarımın ağırlıklı olarak toplumdilbilimci olması etkili olmuştur. Ya da eskiden beri tarih ve sosyoloji odaklı okumalardan keyif aldığım için o günün şartlarında kendiliğinden odağımı bulmuş olabilirim. Kök sebebi ne olursa olsun artık sadece ‘nasıl daha etkili İngilizce öğretilir’ sorusunu sormuyor; neden belirli bir dilin ve o dilin belirli bir aksanın norm olduğu, sosyal ve kültürel şartların sınıfa etkileri, dilsel ve kültürel çeşitliliğin nasıl bir kapsayıcılık içinde değerlendirilebileceği ve bunun bildiğimiz okul formatında ne derece mümkün olduğunu gibi sorular zihnimde yeşeriyordu. Nitekim tezimi de bu doğrultuda yazdım.

Exeter sürecinin diğer bir katkısı daha ileriye ve/ya derine gitmem gerektiğini fısıldayan bir iç ses oluşturması oldu. Bu ses, akademik olarak başarılı olacağıma dair aşılanan güven sayesinde oluşmuş olabilir (Sonuçta yazdığım teze ‘Dean’s Commendation’ ödülü verilmişti). Ya da bu ses, aldığım mazoşist yazma hazzı ile yavaş yavaş yerleşmiş olabilir. Zira süreç okuma, yazma ve eleştirel düşünme üzerinden ilerliyor ve tüm zorluğuna rağmen bundan bir çeşit zevk alıyor ve sadece akademik olarak değil düşünme pratiklerim açısından da değiştiğimi hissediyordum. O dönemde özellikle yazma konusunda o kadar çok ‘eee yani’ ve ‘neye dayanarak’ yorumu aldım ki gündelik hayatımda dahi temelsiz cümle kurduğumda hala suçlu hissediyorum.

İş ciddileşiyor: Doktora (Ankara) ve ikinci yüksek lisans (Turku/Finlandiya)

Kuveyt’teki görev ve Exeter’daki öğrenim eş zamanlı olarak 2019 yılında bitti ve memleketime dönerek öğretmenliğe devam ettim. Bir süre sonra Ankara Üniversitesi’nin Eğitimin Felsefi, Sosyal ve Tarihi temelleri (EFSTT) programından kabul aldım. Bir sonraki yıl da Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) Yabancı Diller Yüksekokulunda göreve başladım. Artık tamamen üniversite ortamındaydım. Bir ayağımla Kayseri’de İngilizce öğretmenliğine devam ederken diğeriyle Ankara’da yeni alanımın üzerinde pervasızca geziniyordum. Gel gör ki bu alanın genişliği kadim meselelerden güncel eğitim sorunlarına felsefede Platon’dan Dewey’e, sosyolojide Durkheim’dan Bourdieu’ya uzanıyor; yürüdükçe kaybolduğumu hissediyor, yeterlik sınavı yaklaştıkça pervasızlığın yerini endişe alıyordu. Ya öğretmenliğe ara verecek ya da doktorayı uzatacaktım. Halihazırda yaş 40’a dayandığı için ve on altı yıl çalışmanın ardından boş bir yılı hak ettiğim düşüncesiyle çalışma kısmını gözden çıkarıverdim. Ancak o boş yılı geçirmek için geçerli bir sebebe ve rahat bir ortama ihtiyacım vardı. Kısa bir arayıştan sonra Finlandiya’nın uluslararası öğrencilere yönelik devlet bursu ilanına rastladım. Exeter’dan ötürü yabancı dil puanı istenmiyor; bir sayfa motivasyon mektubu, bir sayfa CV ve diploma fotokopileri online başvuru için yetiyordu. Başvurdum ve kabul… Doktora ders dönemi bitmiş, yeterlik sınavı yaklaşıyor ve Turku Üniversitesi gel burada çalış ve araştır diyor. İstifa edecek sebebi de bulmuştum, doktorayı tamamlayacak rahat ortamı da. Kuveyt-Exeter sürecinde olduğu gibi benim için yeni bir “iki şehir hikayesi” başlamıştı: Ankara’da doktora tez dönemi, Turku’da ikinci yüksek lisans. İki yılda iki tez yazmak zorundaydım ama tüm vaktimi kütüphanede geçirme lüksüne sahiptim.

Kendime felsefinin temel meselelerinden olan adalet ve özgürlük olgularını seçtim ve bunlar üzerinden Fin eğitim sistemini araştırmaya koyuldum. Adaleti, ‘Fin eğitim sisteminde eşitlik’ olarak daralttım ve doktora tezim için Fin öğrenci ve çeşitli eğitimciler üzerinden veri topladım; özgürlüğü ise öğretmen otonomisi olarak daralttım ve yüksek lisans tezi için Fin öğretmenlerle görüşmeler yaptım.

Kurumlardan kopuş: Bağımsız öğretmen ve araştırmacılığa doğru

2024 yazında yüksek lisansı tamamlayarak Türkiye’ye döndüm 6 ay daha kapanarak 2025 başında doktora tezimi bitirdim. Uzun bir tam zamanlı öğrenciliğin ardından tekrar çalışmalıydım ve kadro arayışına girdim. Dr. öğretim üyeliği için 3 makalem olmadığı için atama kriterlerini sağlamıyor, İngilizce öğretim görevliliği için ise ‘overqualified’ bulunuyordum. Birkaç üniversiteden ret, birkaçından olumsuz dönüt aldım. 2 yüksek lisans, bir doktora tezi yazmış ve kendimi Fin eğitim sistemi üzerine uzmanlaşmış hissediyordum ama üniversitede kendime yer bulmam kısa vadede mümkün görünmüyordu. Hayal kırıklığı.

Değiştiremeyeceğim şeyleri kafaya takmayarak değiştirebileceğim şeylere odaklanma konusunda hayat beni yeterince pişirdiği için pasif bir bekleyiş yerine harekete geçmeliydim. Mevcut şartlarda en iyi bildiğim işi en iyi bildiğim şehirde yapmak akıllıca olacaktı ve ben de Kahramanmaraş’ta İngilizce kursu açmaya karar verdim. Bir yandan asli mesleğimi yaparak hayatımı idame ettirecek diğer yandan da keyfimce makale yazacak esnekliğe sahip olacaktım. Fair enough!

Gelecekteki araştırmalara davet

Tezimden türettiğim çalışmalarımı yayınlama süreci hala devam etmektedir:

  • İnce, M. A., Kaysılı, A., & Çelik, R. (Değerlendirme aşamasında). Equity in

practice from relational justice perspective: Comprehensive student supports

at Finnish schools. [Manuscript ID: 253361831, 11 Nisan 2025 tarihinde

gönderildi]

  • İnce, M. A., & Tikkanen, J. (Değerlendirme aşamasında). Autonomy and

solidarity in school culture: A relationality perspective on teacher autonomy.

European Journal of Education. [Manuscript ID: 2803354, 12 Mart 2025

tarihinde gönderildi]

Halihazırdaki araştırma projelerim ise büyük oranda Yapay Zeka aracılığı ile değişen eğitim üzerinedir. Her ne kadar şu an kendimi bağımsız araştırmacı olarak nitelesem de akademik işlerin iş birliği içinde yürütülmesi gerektiğine inanıyorum. Dolayısıyla Yapay Zeka başta ve eğitim ilişkisi olmak üzere güncel eğitim meseleleri üzerine araştırma yapmak isteyen meslektaşlarımı iş birliğine davet ediyorum. Buraya kadar anlattığım hikaye ve aşağıdaki CV ne tür bir çalışma üzerinden iş birliği yapabileceğimiz hakkında fikir vermiştir kanaatindeyim.